Rabb’imize döndürüldüğümüz gün, dünya hayatındaki tüm
konuşmalarımızı, davranışlarımızı ve görüntülerimizi içine alan
bir kitap verilir elimize. Bütün yapıp-ettiklerimiz bize gösterilir.
O kitap küçük-büyük demeyip her şeyi sayıp döker. İman edenlerin
kitabı sağ ellerine, iman etmeyenlerin ise sol ellerine verilir. Kitabını
sağ eline alan mutludur. Önünde ve sağ yanında ışık vardır. Cennet ehli
olduğunu şiddetle umut eder. Zaten ölüm anında da canının ölüm melekleri
tarafından güzellikle ve selamla alınmasından her şeyin zincirleme çok
iyi gideceğini anlamıştır. İnsan ölüm anında canının yanacağını, korkacağını
düşünür.
Ancak Allah, ölüm şekli nasıl olursa olsun, iman sahibine bu duyguları
hissettirmez. Çünkü imtihanı bitmiştir ve artık zorluk, sıkıntı ve çilenin
bir gereği yoktur. Ahirette de herhangi bir korku, ürperti, tedirginlik
yaşamak iman sahibi için söz konusu değildir.
Ancak küfrün, tam aksine yaşadığı her an sıkıntı, acı ve azaptır.
Canının, yüzüne ve sırtına vurularak alınması ayrı bir acıdır, ahirete
gidiş anı ayrı bir acıdır, cehennemin kenarında beklediği an ayrı bir acıdır,
sürüklenerek ve aşağılanarak yüzükoyun azaba götürülmesi apayrı bir acıdır.
Bundan sonra onu bekleyen ise yüreklere tırmanan, pişmanlık dolu sonsuz bir
acı ve sonsuz bir azaptır. Dünyada yaşanan hiçbir azap ve hiçbir acı, kapıları
sonsuza kadar kilitlenmiş o mekandakiyle mukayese bile edilemez. Her hücresi
acı duyar insanın. Azabı beş duyusuyla yaşar. Gözleri en iğrenç görüntüleri görür,
kulakları en iğrenç sesleri işitir, burnu en iğrenç kokuları alır, dili en iğrenç tatları
tadar, derisi kavurucu azabı hisseder. Yok olmayı ister ancak ne ölü ne de diridir.
En büyük acı da azabın bitmeyecek olduğunu bilmesidir.
Sonsuza kadar pişmanlıkla ve ümitsizce acıyı yaşayacak
olmasıdır. Bu acının ne bir benzeri ne de çıkış için bir yol yoktur.
Ancak çok sayıda insan nankörlük eder ve Rabbine şükretmekten,
O’na itaat etmekten kaçınır. Ölümü akıllarına dahi getirmeyen bu kişiler, ".
Öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi." (Enbiya Suresi, 44)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder