İzleyiciler

25 Temmuz 2023 Salı

KALBİNİZE İYİ BAKIN:

İnanan insan akleden, vicdanı diri olan, kalbi Allah aşkı ile dolu olan 

kişidir. Kur’an bize aklın vicdan ile aynı yerde; kalpte bulunduğunu 

bildirir. Ayetlerde ‘akleden kalpler’ ifadesi sıkça geçer.  Allah’ın tarif 

ettiği akıl, beynin bir fonksiyonu olan zekadan farklıdır. Kalpleri körelmiş 

olanlar ise akledemeyen kişilerdir. 

 Kalpler  Allah’ın elindedir; O, ’Mukallib’dir.

Samimi olan ve Kendisi’ne ulaşmak   için yol arayan kulunun kalbini 

yumuşatır, kalbine imanı ve Allah  aşkını  yerleştirir. Samimiyetsiz olan, 

uyarılara kulak vermeyen kulunun  ise  kalbini çevirerek, dilerse imandan

geri 
döndürür. Kuran’da  insan  davranışlarının kalple olan ilişkisinin konu

edildiği 
pek çok  ayet  vardır.  “Allah’ın kişi ile kalbi arasına girmesi”,

“kalplerin uzlaşması”,
 “kalbe sindirilmesi”, “kalplerin takvası”,
“kalbin ısındırılması”, “kalbin tatmin bulması”, 
“kalbin sağlamlaşması”,
“kalbin   öfkeyle kabarması”, “kalbin boş olması”, “kalplere korku salınması”,  

 “kalbin meyletmesi”, “kalplerde onulmaz bir hasret kılınması”, 
 “kalplerde olmayanın ağızla söylenmesi”, 
“kalplerin parçalanması”,   
“kalplerde gizli tutulması”, “kalbin kayması, benzemesi, karşı koyması”,  

 “kalplerde hastalık olması”, “imanın kalbe girmemesi”,
“kalbin  katılaşması, mühürlenmesi” gibi 
konulardaki ayetler çok açık
bir gerçeği   ortaya koyar: İman, insan kalbinin duyarlılığıyla ilgilidir. 

 Her   kalp Allah’ı anmak ister ancak sinesindeki kalbi körelen kişi bunu   

yapamaz. 
Mühürlenmemiş kalbe ise Allah lafzı girer; işte o kişi Yüce Allah’ı

tanıyabilir ve vicdanını 
devreye sokarak öğüt alabilir. Dini   bilmiyor da olsa,

kendisine anlatıldığında, hakkı, vicdanı 
ve kalbiyle   görür, iman eder. “Kalbin

Allah Teala’ya karşı kör olması, dünya  gözünün kör 
olmasından daha şiddetli

bir beladır. İman  etmeyen kimseler, çevrelerindeki sayısız ayeti/delili 
göremezler. 

“Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını

dönüp
 giderler. ” (Yusuf Suresi, 105) ayetindeki gibi Allah’ın   varlığının apaçık

delillerinden gaflettedirler. 


Bu duyarsızlıklarının nedeni, kalpleri üzerindeki kavramalarını engelleyen

mühürdür. K
in ve nefret gibi duygular kalbinde hastalık olanlarda bulunur.


Kalpleri hasta kişiler kine, 
nefrete, öfkeye, dedikoduya, tartışmaya ve   

saldırganlığa yatkındırlar. Kin, bu kişilerin içlerinden 
gitmez; adeta  bir tutku

gibidir. Müminin kalbinde ise bu duygulara yer yoktur. 

 Allah   müminlere güzel bir hayat yaşatacağını bildirir. 

O güzel hayat boş ve   amaçsız işlerle geçirilen tatlı hayat değildir. 

Mümin Allah’ı anarak,   Onun rızası için çalışarak mutlu yaşar. O zaman

mutmain olur kalbimiz ve   daha dünyadayken  Allah’ın dilemesiyle- cenneti 

batınında da yaşarız. Rabb’ini kalpten zikreden müminin bu nedenle şuuru açık,

kalbi de mutmaindir. Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain

olanlardır. 
Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.
(Rad suresi, 28) 


Sevgi, merhamet, şefkat, hoşgörü   ve tevazu imanın en önemli kanıtlarındandır. 

Sevgi, yaşamı  güzelleştiren  çok büyük bir nimettir.  Gerçek sevgi ise ancak derin 

bir  iman, Allah  sevgisi ve Allah korkusuyla yaşanır. Kur’an’ın öğrettiği  sevgi,

samimi 
inananların kalplerini yumuşatır,  Allah’ın güzel  sıfatlarının, üzerlerinde

tecelli etmesine 
vesile olur. Allah’ı anmak;  yemek, içmek, soluk almak kadar

hayati önem taşır. 
Kalbi  tatmin olmayan kişi  şuursuzca,gaflet perdeleri ardında

yaşar. Kalbi  içtenlikle 
Allah’a  bağlamak, her şeyi Allah’ın yaratmakta olduğu 

gerçeğini düşünmek, insanın 
gerçekleri görmesini engelleyen perdeleri  bir bir

kaldırır;  dünya ve ahiretin güzelliklerini 
önüne serer. Şunu  asla  unutmayalım;

gerçek mutluluk için Rabbimiz’e gönülden,tam bir 
teslimiyetle bağlanmamız ve

yaşamımızın her anını Kuran ahlakına uygun bir şekilde yaşamamız 
gerek. Böyle

bir ahlakı yaşadığımızda, dünya   hayatında ne denli zorluk ya da sıkıntıyla

karşılaşılırsak 
karşılaşalım,kalbimizde Allah’a güvenmenin, tevekkülün, O’nun

hoşnutluğunu umut etmenin huzurunu 
ve mutluluğunu yaşayabiliriz. Allah

dilerse bizim de kalbimizi mühürler.  
Bir saat sonra kalbimizin mühürleneceği

söylense, panik halinde dua ederiz. 
O halde Allah’ın sonsuz merhametiyle

yaptığı hatırlatmalardan, çevremizdeki 
inanan 
uyarılarından ders çıkarmamız

gerektiğini gözardı etmeyelim. Kalbimize iyi  bakalım!..







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder