Birçok insanın düşüncelerindeki ortak nokta, sunulan güzelliklerin
gerçekte Allah’ın tecellileri olduğunun şuurunda olmamak. Kimse kendi
çabasıyla güzel saçlara, güzel bir burna, güzel gözlere sahip olamaz.
Güzellikleri Allah yaratır ve dilediği insana dilediğince bahşeder.
Bu gerçeği kavrayamayanlar nefislerinin bencil tutkuları yüzünden her
güzelliğe kendileri sahip olmak isterler. Kendilerinden daha güzel ya da
yakışıklı birini görmek onlara sıkıntı verir hatta strese sokar. Kendilerinde
bulunmayan bir özelliğin bir başkasında olması kıskançlık ve haset duygularını
körükler.
İnsanın sahip olmak için çaba harcadığı ve kazandığı tüm güzellikler, dünya
koşullarında bozulur, yıpranır ve sonunda da yok olur. İnsanın güzelliği de aynı
şekilde zamanla bozulur. Çok güzel bir çiçek birkaç gün içinde solar, kurur ve
güzelliğini yitirir. Allah dileseydi sonsuza dek bozulmayacak güzelliklerle
dünyayı doldurabilirdi. Ancak Allah, eksiklik ve acizlikleri yaratır ki insanlar
O’nu tanısınlar, gücünü anlasınlar ve kusursuz güzellik ve nimetlerin yurdu
olan cennete özlem duysunlar. İnsandaki güzelliği arzu etme duygusu da zaten
bir ‘kusursuzluk’ arayışıdır. İnsanın bunca aczine rağmen dünyaya bu denli
bağlanması adeta mucizedir. Hırsla güzelliklerin ardında koşarken boşa bir
çaba harcar insan.
Bilinçsizce, seraba ulaşmak için çabalar, yorulur.
Oysa geçici güzellikler için bu denli çabanın bir anlamı var mı?
İnsanın,en çok da cennetteki mutlu ve sonsuz yaşama ulaşmanın
yollarını arama çabası içinde olması daha akıllıca olmaz mı?.
Herşeyi ’sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah’ın sanatı (yapısı)dır.
Güzelliklerin Gerçek Sahibi Allah'tır..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder