Ailenin Kuruluşu:
İslâm; toplumun ve gelecek neslin yetişmesinin sağlam olabilmesi
için, işi tam başından, ailenin kurulmasından sağlam tutmaktadır.
Sağlam aileye ulaşabilmek için ailenin esasını teşkil edecek olan
karı- kocanın iyi meziyetlerle bezenmiş olmasını tavsiye etmektedir.
Bunları tercih sebebi göstermektedir.
Nasıl ki bir binanın sağlam olması, temelinin sağlam olmasına bağlı ise
milletleri teşkil eden ve cemiyetlerin temeli olan ailelerin de öylece sağlam
ve mazbut olması lazımdır. Ailenin mazbut ve sağlıklı olması ise aile teşkilatını
kuran erkek ve kadının İslâm ahlakı ve fazileti ile yetiştirilmesi lâzımdır. İşte
bundan dolayıdır ki İslâm aile teşkilatına pek büyük ehemmiyet vermiştir.
İnsan neslinin temiz olarak yetişmesini, cemiyetin safiyetle devam ve
bekasını sağlamak için nikahı meşru kılmıştır.
İslâm: Aile yuvası kuracak erkek ve kadının nikah ile evlenmelerini,
kurdukları yuvada karşılıklı sevgi ve saygı hisleriyle yaşamalarını,
gerek ferdi, gerekse sosyal vazifelerini bilerek nizam ve intizam içersinde
devamını sağlamalarını, birlik bağlarını koparacak, aile saadetini bozacak
ve yuvayı yıkacak her türlü kötü hareketten sakınmalarını emretmiştir.
Bundan gaye temiz bir kız ve oğlan çocuğu yetiştirerek cemiyetin devam
ve bekasını sağlamaktır. İslâm sağlam toplum için, nikah ile evliliği zorunlu
kılmıştır. Aile de edebin ve ahlakın önde olduğunu her zaman hatırlatmaktadır.
İslâm evlenecek olan eşlerde bazı özellikler aramaktadır ki bunlar yetişecek
olan neslin sağlam ve düzgün olması için şarttır.
Erkekte aranan şartlar:
1-Müslüman olmalı ve bunu yaşayışında göstermelidir.
2-Nesepçe asaletli olmalıdır. Nesepte ve toplumun yapısında
aşağıda olan erkek, asil bir kadına küfüv (eşit) olamayacağından
neseben ve toplum yapısındaki derecenin denk olması gerekmektedir.
3-Ailenin geçimini temin edecek iş veya meslek sahibi olması gerekmektedir.
Kadında aranan şartlar:
Bunlar şu hadis-i Şerif'te özetlenmiştir:
Kadın dört şeyi için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği
ve dindarlığı için. Sen bunlardan dindar olanı araştır, bul;
mesud olursun.(Buhari, Müslim, Cüz:2 s:1086)
İslâm bütün bunları bir düzenlik ve saffet içinde isterken gelecek
nesil için ailenin kuruluşundan sağlam yapı olmasını esas alır. Kurulacak
ailenin fertlerinde; iman, şuur, eminlik, sadakat, kültür, amaç ve ahlaki güzellik
gibi her iyiliğin bulunmasına özen gösterir. İslâm'ın iyi yaşanabilmesi için de aile
ilk merkezdir.
Karı Koca Hakları:
Aile düzeni mevhumu, onun fertleri arasında hak ve görev
münasebetlerini gerekli kılar. Aksi halde düzen bozulur, güçlü zayıfı ezebilir.
Karı ve kocanın karşılıklı haklarının çerçevesini Bakara Suresi'nin 228. ayeti
vermektedir: Erkekleri kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da
erkekler üzerinde hakları vardır.
Karşılıklı hakların denkliği yanında tek istisna kocanın aile reisi olmasıdır.
Bu reislik bir tahakküm değil, bir himaye ve düzeni koruma vasıtasıdır. Eve
ve çocuklara karşı ortak sorumluluklar vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) bir soru
üzerine kadının kocası üzerindeki haklarını şöyle açıklamıştır: Yediğin zaman
ona yedirmek, giydiğin zaman ona da giydirmek, yüzüne vurmamak, hakaret
etmemek, küsüp evi terketmemek. ( Ebu Davud K. Nikah 41, İbni Mace )
Kocanın hakları ve kadının vazifeleri olarak da Kocanın istemediği
kimseyi eve almamak, izinsiz dışarı çıkmamak, meşru isteklerini yerine
getirmek, yatağını terketmemek, gücü yettiğince hoşnut kılmaya çalışmak.
Sayılmıştır. Ayrıca karşılıklı kusur ve aksaklıklar da sabır, tahammül ve iyi
niyet esasdır.
Çocukla Ebeveyn İlişkisi:
Evliliğin meyvesi çocuklardır. Aileyi o devam ettirecek,
ebeveynin defterinin kapanmasını o önleyecek, mal varlığı ona
intikal edecektir. Şu halde çocuk ile ebeveyn arasında karşılıklı
hukuki ve ahlaki münasebetler ve haklar vardır.
Çocukların Hakları:
Çocuğun nafakası, bakımı, terbiyesi, tahsili maddi yönlerle
babaya, manevi yönleriyle de hem anaya hem babaya ait bir borçtur.
Ana-babanın çocukları arasında fark gözetmemesi lazımdır. Ebeveynin
en büyük gayesi çocuğun iyi yetiştirilmesidir. Çocuğun terbiyesini iyi vermektir.
Bunlar olunca da çocuk ebeveynine hep saygılı olacak, toplum hep gelişecektir.
İslâm, ailenin önemini tam kavramış bir din olduğu için; ailenin her merhalesinde
eğitimi ona rehber, sevgiyi ona amaç göstermiştir. Ailenin kuruluşu her nassda
geçmekte, sağlam bir aile için bütün zemin oluşturulmaktadır.
Kurulan ailenin devamı olan çocuğun yetiştirilmesiyse İslâm'ın en çok önem
verdiği konulardandır. Eğitim ne kadar kuvvetli olursa, aile o kadar sevgi denizinde
yüzecek, sevgi denizi ne kadar coşarsa toplum da o kadar huzur içinde yaşayacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder