Kur’an Nedir ?
Bizlere Ne Getirmiştir
Ne Der / Demek İster?”
Bunun hakkında bilgilenmekte fayda var.
Kur’an, Yaradan’ımızın bu dünyaya söylediği
Son sözü, ilk ve son din İslâm’ın son kitabı ve
Bütün insanlığın “Kullanım Kılavuzu”dur.
Arapça olarak indirilmiş, anlaşılması için
Bütün dillere terceme edilmiş ve tefsirleri
Yapılmıştır. Kur’an’ın ilk muhatapları Arapça
Konuştukları ve peygamberimiz de onların içinden
Seçildiği için Kur’an indirildiği kavmin dili ile nâzil
Olmuştur; tıpkı diğer peygambere onlara indirilen
Kitapların da onların ve kavimlerinin dilleri ile nâzil
Olduğu gibi. Diğer peygamberler ve onlara gönderilen
Dinî emirler ve kitaplar belirli bölge ve kavimlere
Gönderildiği halde Kur’an bütün insanlığa gönderilmiştir.
Bütün insanlığa gönderildiğinden, insanlığın onu anlaması
İçin ya herkesin Arapça öğrenmesi gerekir, yahut da Arapça
Olan Kur’an’ın onların anladığı dile/dillere anlaşılır ve aslına
Uygun şekilde terceme edilmesi gerekir.
İşte bu noktada üzerinde durulması gereken ve
Bizim bu yazıyı yazmamıza vesile olan konu, bu
Tercemelerin ne kadar sağlıklı ve doğru olduğu,
Orjinal dildeki terim ve kavramların aktarılan dildeki
Karşılıklarının tam verilip verilememesi; kelimelerin
Zaman içinde anlam değişikliklerine uğramasından
Dolayı, Kur’anî bir terim, kavram veya deyimin aktarılan
Dilde aynı anlamı vermemesinden dolayı çıkan yanlış
Algılamalardan dolayı mesajın tam olarak algılanamayışıdır.
Genel olarak tercemelerde anlam kaybı olması
Kaçınılmazdır. Tercemenin kelimesi kelimesine
Veya anlam olarak yapılmasının doğuracağı sakıncalar
Ehlince malumdur.
Önem arzetmektedir. Kur’an sözlü kültürden yazılı kültüre
Geçmiş bir kitaptır. Dolayısıyla yazı dili ile konuşma dilinin
Farklılıkları mevcut. Bu duruma bir de Arapça’nın kendine
Has özelliklerini de katarsak Kur’an tercemelerinde tercemede
Kullanılan kelimeler, terim ve kavramlar; kelimesi kelimesine
Veya anlam olarak veya parantez içli tercemelerin anlam
Bakımından ne kadar farklılıklar arzettiğini söylemek
Bilinmeyen bir konu da değildir.
Bir dilde kullanılan bir deyim, terim veya kavramı
Doğru terceme etmek için, o kelime veya terimin
Her iki dilde de ne anlama geldiği ve nasıl ifade
Edilirse doğru anlaşılacağı konusu önem arzetmektedir.
Kur’an’ın ilk uygulayıcısı, tebliğcisi ve müfessiri
Peygamberimiz olduğuna göre, Kur’an tercemelerinde
Onun bize öğrettiği açıklamaları kullanmak ve ayetleri
O açıklamalar ışığında karşı dile çevirmek daha anlamlı
Olacaktır.
Aksi halde Kur’an anlaşılmaz, anlaşılması ve dolayısıyla
Okunması zor bir kitap olacak, saygı duyulacak ama
Hayatımıza giremeyecek, yaşantımıza yön veremeyecek,
Onu el kitabı olarak kullanamayacağız.
Dolayısıyla, tercemelerden doğan aksaklıkların
Yanında Kur’anî kavramları doğru anlamak için,
Kur’an’ın ne dediğini anlamanın yanında ne demek
İstediğini de anlamamız gerekir. Bunun için de önyargısız
Ve öğenmeye açık bir kalp ve gönül gerekir. Çünkü Kur’an
İsteyeni doğru yola iletir, isteyeni de sapıklığa iletir. Hidayet
İsteyene hidayet verir, sapıtmak isteyeni de sapıtır.
Kur’an’ın ne demek istediğini anlamanın yolu,
Ne dediğinin tam olarak anlaşılmasına bağlıdır.
Ne dediğinin doğru anlaşılması da, aslında ifade
Edilen manaların karşı dildeki anlamının mana olarak
Tam ve eksiksiz yansıtılmasına bağlıdır. Aksi halde kelamın
Sahibi Rabbimizin istemediği ve murad etmediği anlamlar
Çıkarılarak ne demek istediğinin aksine anlamlar çıkar ve
Metin maksadını aşmış, din yanlış algılanmış olur.
En büyük kazancımız elimizde aslı bozulmamış ve
Kıyamete kadar da bozulmadan “İnsan Kullanım El
Kılavuzu” olmaya devam edecek Kur’an metninin
Olmasıdır.
Bu metnin ne demek istediğini anlamak için yüzyıllardır
Binlerce tefsir yazılmıştır. Kutsal metnin ne dediği açık
Olmasına rağmen ne demek istediği tefsirciye verilen ilim
İle sınırlı olduğundan, Kur’an’ın ne demek istediğini anlama
Çalışmaları da kıyamete kadar devam edecektir.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder