Sevgisizliğin günümüzde tüm dünyayı sardığı,
insanların birbirlerine gittikçe daha da yabancılaştığı
çok açık gerçektir. Büyük kentlerin cadde ve sokaklarında
insanlar göz göze gelmez hatta birbirlerinin yüzüne bakmaz.
Derin ve samimi sevgi insanların ellerinden alınmış durumda ki
bu, insanın ruhunun alınmış olması gibidir. Çünkü kişi
sevgiyi yitirdiğinde geriye ne kalacaktır?..
Bu ruh halindeki insan adeta içi boşalmış, manevi anlamda tükenmiş
demektir. İman etmeyen kişi para, yiyecek, içecek, zenginlik, kısacası
her şeye sahip olsa da bir türlü mutlu olamaz. Elde ettiği her şeyi bir
gün yitirebileceği korkusu içinde huzursuz bir yaşam sürer. İnsanların
mutsuzluğuna yol açan asıl neden tabi ki Allah’tan uzak yaşamaktır.
Ancak detaylandırarak inceleyecek olursak insanı mutsuz eden birçok
sebep vardır.
Nefsiniz mutlaka şerre alet olmanızı,
Allah’ın söylediğini yapmamanızı ve Allah’ın
yasak ettiği bütün fiilleri işlemenizi ister.
Ruhunuzsa tam aksini, Allah’ın bütün emirlerini mutlaka yerine
getirmenizi, yasak ettiği hiçbir fiili asla işlememenizi ister. İkisi de
taleplerinden vazgeçmezler. Çünkü yapıları buna göre dizayn edilmiştir.
Vazgeçmeyecekleri için aralarında devamlı bir kavga kaçınılmazdır.
Nerede kavga varsa, nerede kaos varsa orada huzursuzluk vardır.
İç dünyanızda bilmediğiniz sebepten dolayı sıkılırsınız. Arkasında bu
kavga vardır. Nefsiniz ve ruhunuz devamlı bir kavganın, bir didişmenin,
bir çekişmenin içindedirler.
Sizi iç dünyanızda devamlı rahatsız eder. Bir savaş sürer iç
dünyanızda. Nefsinizin ordularıyla, ruhunuzun orduları arasında.
Devamlı huzursuzsunuz. Öyleyse Allah’ın emirlerini yapmıyorsunuz,
huzursuzsunuz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder